Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

 MUHASEBE YETKİLİSİ, ÜST YÖNETİCİ VE  HARCAMA YETKİLİSİNİN SORUMLULUK ALANI *


GİRİŞ

2006 mali yılı itibariyle genel yönetim kapsamında yer alan kamu idarlerinde uygulanmaya başlanan  5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu mali yapımızda önemli sayılabilecek ciddi değişiklikler öngörmüş bir Kanundur. Mali anayasa niteliğinde olan 80 yıllık 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanununu ortadan kaldıran Kanun, getirmiş olduğu yeni düzenlemelerle tartışılmaya devam etmektedir. Bu çerçevede tartışma konusu hususlardan birisi de görevlilerin sorumlulukları ile ilgilidir. Bu konuda Kanunun açık ve net düzenleme yapmaması uygulamadaki beliriszlikleri de artırmaktadır. Özellikle Sayıştay yargılaması sonucu mali açıdan sorumlu olacakların tespitine yönelik bir düzenleme yapılmamış olması görevliler açısından konunun bir an önce açıklığa kavuşturulmasını gerekli kılmaktadır.

Konunun açıklığa kavuşturulmasında ilk adım, genel yönetim kapsamında yer alan idarelerin denetiminden birinci derecede sorumlu olan Sayıştay Başkanlığından gelmiştir. Anılan Başkanlık tarafından 14.06.2007 tarihinde kabul edilen 5189/1 sayılı  Genel Kurul Kararında, 5018 sayılı Kanunda sayılan görevlilerin sorumluluk alanları tespit edilmeye çalışılmıştır.

Bu meyanda aşağıda özellikle muhasebe yetkilisinden başlamak üzere harcama sürecinde görev alanların sorumlulukları değerlendirilmeye çalışılacaktır.

Muhasebe Yetkililerinin Sorumluluk Alanı

a) Yönetim Dönemi Hesabının Verilmesindeki Sorumluk Alanı

5018 sayılı Kanunun kabulü ve yürürlüğe girmesiyle birlikte görev, yetki ve sorumluluk anlamındaki en büyük kayıp(lar) sayman dediğimiz muhasebe yetkililerinde olmuştur. 1050 sayılı Kanun uygulamasında yapılan harcamaların  mevzuata uygunluğundan dolayı mali açıdan birinci derecede sorumlu olan muhasebe yetkililerinin yeni yasayla birlikte yetkileri azaltılmış, deyim yerindeyse budanmıştır. Bu nedenle yeni dönemdeki sorumluluklarının da bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda muhasebe yetkililerinin sorumlulukları ile Sayıştay Genel Kurul Kararında “  

  “Uygunluk denetiminin ve hesap yargısının temelini muhasebe birimi hesapları oluşturmaktadır. 5018 sayılı Kanunda muhasebe yetkililerinin Sayıştay’a karşı hesap verme sorumluluklarını düzenleyen açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, Kanunun 61 inci maddesinde defter, kayıt ve belgelerin usulüne uygun olarak tutulmasından, muhafaza edilmesinden ve denetim için hazır bulundurulmasından muhasebe yetkililerinin sorumlu oldukları, 8 inci maddesinde de her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanların, kaynakların muhasebeleştirilmesinden ve raporlanmasından sorumlu oldukları ve yetkili kılınmış mercilere hesap vermek zorunda oldukları belirtilmiştir.

Muhasebe Yetkililerinin Eğitimi, Sertifika Verilmesi ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 36 ncı maddesinin ikinci fıkrasında da  yönetim dönemi hesabı, görev başındaki muhasebe yetkilisi tarafından, mevzuatında belirtilen süre içerisinde yetkili mercilere verilir şeklinde düzenlenmiştir. Anılan Kanun ve Yönetmelikteki bu hükümler karşısında, muhasebe yetkililerini Sayıştaya hesap verme konusunda birinci derece sorumlu kabul etmek gerekmektedir. “ ifadelerine  yer verilmiştir.

 
Bilindiği üzere, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununa göre, mali işlem sürecinde görev alan her görevli yaptıkları işlerden dolayı hesap verme sorumluluğuna sahiptir. Bu çerçevede idarelerin muhasebe birimlerinin yönetiminden sorumlu muhasebe yetkilileri de görevleri icabı, mali yıl sonlarında ait oldukları idarelerin yıl boyunca yapmış oldukları işlemlere ait muhasebe kayıtlarının konsolide halde sunulması, anılan işlemlerle ilgili birtakım tablo ve cetvellerin çıkarılması ve tüm bu belge ve cetvelleri Sayıştay dahil yetkili mercilere sunmak ile hazır bulundurması sorumluluğu bulunmaktadır. 5018 sayılı Kanunla birlikte, muhasebe yetkililerinin yapılan harcamanın mevzuata uygunluğu ile ödenek dahilinde olması yönünde herhangi bir yetki ve sorumlukları kalmamıştır. Bu çerçevede anılan Genel Kurul Kararında ifade edilen muhasebe yetkililerinin hesap verme konusunda birinci derece sorumlu  olduğunu değerlendirirken  Kanunun bu düzenlemelerini de dikkate almak  gerekir.

Dolayısıyla muhasebe yetkililerinin sorumlukları hizmet verdikleri idarelerin mali işlemlerine ait tutulan kayıtların ve hazırlanması gereken bir takım rapor, tablo ve cetvellerin hazır hale getirlmesi, hazırlanan bu bilgi ve belgelerin  Sayıştay dahil yetkili mercilere sunulmasından ibaret olup, Kanunun 34  ve 62 nci maddesindeki sorumluluklar hariç, anılan işlemlerden doğan fazla ve yersiz ödemelerden dolayı  mali olarak hesap verme sorumlulukları bulunmamaktadır. Ancak mali işlemlerin kayıtlara alınması ve birtakım belge ve rapor üretilmesi noktasında ise, muhasebe yetkililerinin birinci derecede sorumlu olduğu konusunda ise şüphe bulunmamaktadır.

b)   Gelir ve Alacakları Tahsili Noktasında Sorumluluk Alanı

1050 sayılı Kanun uygulamasında gelir ve alacakların takibinden birinci derecede sorumlu olan muhasebe yetkililerinin bu görevleriyle ilgili olarak anılan Genel Kurul Kararında “ 5018 sayılı Kanunun 61 inci maddesinin birinci fıkrasında, muhasebe hizmeti; gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması işlemleridir. şeklinde tanımlanmış; aynı maddenin ikinci fıkrasında muhasebe yetkilisinin, bu hizmetlerin yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumlu olduğu belirtilmiş, aynı Kanunun 60;ıncı maddesinde de, ilgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek muhasebe biriminin görevleri arasında sayılmıştır. Muhasebe Yetkililerinin Eğitimi, Sertifika Verilmesi ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 23;üncü maddesinde, gelirleri ve alacakları ilgili mevzuatına göre tahsil etmek, yersiz ve fazla tahsil edilenleri ilgililerine iade etmek ve bu işlemlere ilişkin kayıtları usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutmak, mali rapor ve tabloları her türlü müdahaleden bağımsız olarak düzenlemek muhasebe yetkilisinin görevlerinden kabul edilmiş, aynı Yönetmeliğin 32;nci maddesinde de idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş kamu gelir ve alacaklarının yükümlüleri ve sorumluları adına ilgili hesaplara kaydedilerek tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin sorumlu olduğu açıkça ifade edilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş kamu gelir ve alacaklarının takip ve tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin tek başına sorumlu olduğuna çoğunlukla karar verildi ” ifadelerine yer verilmiştir.
 
Bilindiği üzere 5018 sayılı Kanunun öne çıkardığı argümanlardan birisi de gerek hazırlık gerekse uygulamada ilgili kamu idarelerinin yetkili ve sorumlu olmalarının benimsenmesi gelmektedir. Bu çerçevede yersiz veya fazla ödemelerden kaynaklanan tutarların takibi de 1050 sayılı Kanundan farklı olarak bütçenin sahibi olan kamu idarelerine Kanunun 60 ıncı maddesinde de belirtildiği üzere mali hizmetler birimine verilmiş olan bir görevdir. Muhasebe yetkililerinin buradaki sorumlulukları ise her türlü tebligatı ve takibatı yapılmış olan ve tahsil edilebilir noktaya gelmiş olan tutarı tahsil etmekten ibarettir. Muhasebe yetkililerinin ödenmek üzere kendilerine getirilmiş olan tutarları tahsil etmesi, bu açıdan herhangi bir zorluk çıkartmamaları gerekir.Yoksa  tahsiledilebilir hale gelmiş olan tutarların takip edilmesi veya bu nedenle yetersiz takibattan dolayı zamanaşımına uğraması anlamında herhangi bir sorumlukları bulunmamaktadır. Bu konuda muhasebe yetkilisinin ilgili kamu idaresiyle birlikte ortak bir takip görevi bulunmadığı gibi tek başına da bir izleme görevi bulunmamaktadır.

Üst Yöneticilerin Sorumluluk Alanı

5018 sayılı Kanunun mali literatürümüze kazandırdığı kavramlardan birisi de üst yöneticilerdir. Anılan Genel Kurul Kararında üst yöneticilerin sorumlulukları ile ilgili olarak  “ 5018 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde; Bakanlıklarda müsteşar, diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir. Ancak, Millî Savunma Bakanlığında üst yönetici Bakandır.

Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.

Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler. denilmek suretiyle üst yöneticilerin sorumlulukları düzenlenmiştir.

Üst yöneticiler işlerin gidişatından harcama yetkililerinin ve diğer görevlilerin bilgilendirmeleri ve raporları ile bilgi sahibi olmaktadırlar. Bununla birlikte üst yöneticilerin özel Kanunlardan doğan Sayıştaya karşı mali sorumlulukları olabileceği gibi, münferit bir olayda sorumluluklarına hükmedilmeleri de gerekebilir. Bu husus, meselenin Sayıştay yargısında görüşülmesi sırasında hükme bağlanacak bir konudur.

Dolayısıyla bu aşamada bir genelleme yaparak üst yöneticilerin, işlemlerin hukuka uygun olarak yürütülmesinden sorumlu olacakları ya da olmayacakları yönünde bir görüş belirtilmesi uygun bulunmamaktadır.” ifadeleri yer almaktadır.
 
Yukarıdaki bölümlerde de bahsedildiği üzere, 5018 sayılı Kanunun getirdikleri anlamında önem taşıyan hususlardan birisi de, harcama sürecinde görev alacak görevliler ve bunların yetki ve sorumlukları hakkındadır. Yeni harcama süreci, 1050 sayılı Kanunun öngördüğü klasik harcama süreci dışına çıkarak, bütçenin uygulanması ve denetlenmesinde ilgili harcama birimlerini sorumlu tutan anlayışa paralel olarak yetki ve sorumluluğu ilgili kamu idarelerine vermiş, bu çerçevede süreçte görev alacak kişileri de yeniden belirlemiştir. Bu belirlemeler, 5018 sayılı Kanun öncesi harcama sürecine damgasını vuran üst yönetimin  yeni dönemde yetkileri ve rollerini de tartışmaya açmıştır.

Bilindiği üzere üst yönetimin Kanunun ifadesiyle üst yöneticilerin harcama sürecindeki rolü, ağırlıklı olarak ihale yetkilisi olarak sürece dahil olmak şeklindedir. Bu çerçevede kamu idarelerinin üst yöneticileri pozisyonunda olan müsteşarlar, belediye başkanları, rektörler, genel müdürler ile sayılan kişilerin yardımcıları 5018 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesine kadar, 4734 sayılı Kanunun ihale yetkilisi olarak kendilerine verilen ihale komisyonlarını oluşturma, ihale komisyonları tarafından alınan kararları onaylama veya reddetme, idare adına sözleşmeleri imzalama ve sözleşmelerin devrinde izin verme gibi yetkileri kullanmışlardır. Ancak Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun yürürlüğe girmesiyle  birlikte, özellikle harcamaların harcama yetkililerince yapılacağının hükme bağlanması nedeniyle üst yönetimin ihale mevzuatından doğan bu yetkileri de tartışma konusu olmuştur.

5018 sayılı Kanun, harcama yapma konusunda yetkiyi analitik bütçe sınıflandırması da esas alınarak kurumsal düzeyin üç ve dördüncü düzeylerinde ödenek gönderilen birimlerin yöneticilerine (harcama yetkilileri) vermektedir. Bu noktada, örnek olarak genel bütçeli idare olan  bakanlıklarda bu yetkinin genel müdürler veya yetki devri yaptığı yardımcıları tarafından, belediyelerde ise hizmet birimlerinin başı durumunda olan daire başkanları veya müdürler tarafından yerine getirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla 4734 sayılı Kanun uygulamasında ihale yetkilisi olarak ihale talimatlarını veren, onay belgelerini imzalayan, ihale komisyonlarını teşekkül ettiren, ihale komisyonları tarafından alınan kararları onaylayan veya iptal eden, idare adına yüklenicilerle sözleşmeleri imzalayan fakat 5018 sayılı Kanun ile üst yönetici olarak tanımlanan kişilerin belirtilen yetkileri kullanması artık mümkün değildir. Anılan görevlerin  üst yöneticiye bağlı olarak çalışan ve kendilerine ödenek gönderilen birimlerin amirleri tarafından yerine getirilmesi gerekmektedir. İhale yetkilisi olarak bilinen kişilerin 5018 sayılı Kanun düzenlemesiyle birlikte harcama yapma yetkisi ortadan kalkmıştır.Kısaca 5018 sayılı Kanun, kendisine ödenek gönderilmeyen üst yönetici ve yardımcılarını harcama sürecinin dışına çıkarmıştır.  Kaldı ki üst yöneticilerin ihale yetkilisi olamamaları nedeniyle harcama sürecinin dışına çıkartılması anılan kişilerin ihale komisyonu üyesi olmasının da önünü kapatmaktadır.  Anılan Kararda özetle “Söz konusu ihalede ihale yetkilisi konumundaki “Fen İşleri Müdür Vekili”nin amiri konumunda bulunan Belediye Başkan Yardımcısının komisyon başkanı sıfatıyla imzasının bulunduğu bir karar karşısında; idare hukukunun genel ilkeleri ve Türk Kamu Yönetiminin işleyişi ile 657 sayılı Kanunun amir-memur ilişkilerini düzenleyen hükümleri göz önüne alındığında “objektif ve bağımsız” davranabilmesini zorlaştıracağı ve söz konusu görevlendirmenin doğru olmadığı, ihalenin sağlıklı bir şekilde yapılmasını ve sonuçlandırılmasını engelleyebileceği, ayrıca diğer idareler açısından da emsal teşkil etmesinin önüne geçilmesi bakımından söz konusu ihalenin iptal edilmesi gerektiği açıktır.” Hükümlerine yer verilerek üst yönetci yardımcılarının dahi ihalelere komisyon üyesi olarak katılmalarının mümkün olmadığı ifade edilmiştir.

Özetle, 01.01.2006 tarihinde  yürürlüğe giren ve mali yapımızda ciddi değişiklikleri de beraberinde getiren 5018 sayılı Yasa ile harcama süreci dışına çıkarılan üst yöneticilerin Sayıştay yargılamasında mali olarak sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığı, bunun yerine hukuka uygun olmayan mali işlemlerden dolayı bulundukları kamu idarelerinin en üst yöneticisi olmaklarından dolayı idari açıdan sorumlu tutulabilecekleri  değerlendirilmektedir. Dolayısıyla harcama sürecinin dışında olan herhangi bir mali işlemde doğrudan rol almayan üst yöneticilerin mali anlamda -özel mevzuatlarından sorumlu olmadıklarının belirtilmemesi halinde- Sayıştay yargılamasında sorumluluklarının da söz konusu olmayacağı düşünülmektedir. Harcama sürecinin dışına çıkarılan üst yöneticilerin  mali süreçte gözetim ve izleme yükümlülükleri söz konusudur.

Ancak değerlendirmemiz bu şekilde olmakla birlikte, 5018 sayılı Kanunun bu anlamda doğru bir düzenleme yapmadığını da belirtmekte fayda bulunmaktadır. Bu çerçevede bütçe uygulamasında özellikle ihale sürecinde  üst yönetimi tamamen devre dışı bırakmak çok da doğru bir yaklaşım olmasa gerektir. Yapılan ihalelerden kurumların üst yönetimini (Müsteşar, vali, belediye başkanı, rektör ve bunların yardımcıları) devre dışı bırakmak ister istemez özellikle seçimle işbaşına gelen mahalli idarelerde sıkıntıları da beraberinde getirmektedir. Seçimle görev yapan kişileri ihale sürecinin dışına çıkartmak bu anlamda doğru bir düzenleme olmamıştır. Bu noktada yapılması  gereken, özellikle mahalli idarelerde ihale yetkilisi kavramında değişikliğe giderek üst yöneticilerin de ihale yetkilisi olabilmelerini veya harcama yetkilisi görevinin en azından üst yönetici yardımcıları uhdesinde birleştirilmesi yönünde düzenleme yapılmasını sağlamaktır.
    
Harcama Yetkililerinin Sorumluluk Alanı

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun harcama sürecinin merkezine koyduğu harcama yetkililerinin sorumlulukları ile ilgili olarak Anılan Genel Kurul Karaında “ 5018 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin (k) bendinde, kamu idaresi bütçesinde ödenek tahsis edilen ve harcama yetkisi bulunan birim harcama birimi olarak tanımlanmıştır.

Kanunun 31 inci maddesinde bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisinin harcama yetkilisi olduğu ifade edilmiş, 32 inci maddesinde ise; bütçeden harcama yapılabilmesi harcama yetkilisinin, harcama talimatı vermesine bağlanmış, harcama talimatlarında da hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgilerin yer alacağı, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken işlemlerden harcama yetkililerinin sorumlu oldukları belirtilmiştir.

5018 sayılı Kanunun 33;üncü maddesinde de, giderin gerçekleştirilmesinin, harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesi ile tamamlanacağı hüküm altına alınmıştır.

Mevzuatın yukarıda belirtilen hükümlerine göre, bütçeden yapılacak harcamalarda süreç, harcama talimatı ile başlamakta ve ödeme emri belgesi uyarınca hak sahibine ödeme yapılması ile son bulmaktadır.

5018 sayılı Kanunda, giderin yapılmasından ödeme aşamasına kadar tüm işlemlerin harcama yetkilisinin gözetim ve denetimi altında, onun emir ve talimatı ile yürütülmesi öngörüldüğünden, sorumluluk konusunda da harcama yetkilisi ön plana çıkmaktadır.

Kanunda harcama yetkilisinin, bütçeyle ödenek tahsis edilen her harcama biriminin en üst yöneticisi olarak tanımlanması, idari açıdan üst yöneticilere; hukuka uygunluk açısından da yetkili kılınmış mercilere hesap vermekle sorumlu olduğunu göstermektedir. Bu anlamda harcama yetkililerinin Sayıştaya hesap verme sorumluluğu bulunmaktadır

a) Harcama Yetkililerinin Genel Sorumluluğu

5018 sayılı Kanunda harcama yetkilisi ifadesiyle bir program sorumlusuna ve statü hukukunda tanımlanan daire/birim amirine işaret edilmektedir. Bu konumda olan yöneticilerin, 657 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde belirtildiği gibi, amiri oldukları kuruluş ve hizmet biriminde kanun, tüzük ve yönetmeliklerle belirlenen görevleri zamanında ve eksiksiz olarak yapmaktan ve yaptırmaktan, maiyetindeki memurları takip ve kontrol etmekten görevli ve sorumlu tutulacakları da tabiidir.

Bu hükümler karşısında, bütçeden yapılacak harcamalar konusunda 5018 sayılı Kanunda öngörülen harcama sürecinde tek ve tam yetkili olan, giderin yapılmasına karar vermekten ödeme aşamasına kadar tüm işlemleri emir ve talimatı çerçevesinde yürüten ve maiyetindekileri ve onların eylem ve işlemlerini gözetmek ve denetlemekle yükümlü olan harcama yetkilisinin, Sayıştaya karşı hesap verme konusunda tam ve doğrudan sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.

Bu nedenle, harcama yetkililerinin, harcama talimatlarının ve buna konu olan harcamaların bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygunluğundan sorumlu olduklarına oybirliğiyle,” ifadelerine yer verilmiştir.
 
Sayıştay Genel Kurul Kararında da belirtildiği üzere, 5018 sayılı Kanunun  yetki ve sorumluluk anlamında öne çıkardığı görevli, kendilerine ödenek tahsis edilen, harcama sürecini verdiği harcama talimatı (1 seri numaralı Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliğine göre,ihale onay belgesi ve onay belgeleri de harcama talimatı olarak değerlendirilmektedir.) ile başlatan, daire amiri pozisyonunda olan ve üst yöneticinin alt kademesinde görev yapan kişiler, Kanunun ifadesiyle harcama yetkilileri olmuştur.

5018 sayılı Kanun hükümleri dikkatlice incelendiğinde harcama yetkililerinin sorumluluğu konusunda açık olan husus verilen harcama talimatlarının mali mevzuata uygun olmasından ibarettir. Nitekim Kanunun 32 nci madesine göre, harcama yetkilileri verdikleri harcama talimatının bütçe ilke ve esasları ile kanun, tüzük ve yönetmeliklere uygunluğu ve ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından dolayı sorumlu oldukları açıkça vurgulanmıştır. Dolayısıyla bir harcama yetkilisi ihaleli işlerle ilgili olarak onay belgesini ( harcama talimatı) imzalarken anılan belgenin mevzuata uygun olmasından doğrudan sorumlu olacaktır. Örneğin söz konusu işin en uygun ihale yöntemiyle karşılanması veya ihtiyacın en uygun zamanda yapılmasının temin edilmesi veya söz konusu işin kendisine verilen yetki içinde ödeneğinin varlığını aramak zorundadır. Tüm bunlar da harcama talimatında yer alan hususlardır. Bunların dışında harcama talimatı verildikten sonraki ödeme anına kadar süreç içinde görev aldıkları durumlar hariç yapılan harcamanın mali mevzuata uygun olmasını beklemek Kanunun öngörmediği bir sorumluluk türüdür.

Özetle harcama yetkililerinin sorumluluğu verdikleri harcama talimatlarının mali mevzuata uygunluğu ile sınrlı olduğundan harcamanın mali mevzuata uygunluğu konusunda harcama yetkililerini sorumlu tutmak doğru bir yaklaşım tarzı değildir. Harcamanın mali mevzuata uygunluğuından dolayı sorumluluk  İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esasların 12 nci maddesine göre ödeme emri belgesini düzenleyen gerçekleştirme görevlisinindir.

SONUÇ
Kamu mali yönetim ve kontrol sistemimizi düzenleyen 5018 sayılı Kanunun açıklığa kavuşturulması gereken hususlarından birisi de Sayıştaya karşı sorumluluk konusudur. Kanunda mülga 1050 sayılı Kanundan farklı olarak mali sorumluluk konusunda açıklayıcı düzenlemelerin bulunmaması yeni yürürlüğe girmiş Kanun üzerindeki tartışmları da devam ettirmektedir. Mali sorumluluğun tespiti konusunda yetkili olan Sayıştay Başkanlığı ise konuyu açıklığa kavuşturmak amacıyla Genel Kurul Kararı almıştır. Kamu idareleri ve Sayıştay açısından birçok konuyu açıklığa kavuşturan Karar, bazı konularda yeni tartışmaları da beraberinde getirmektedir. Özellikle üst yöneticilerin olaya göre mali açıdan sorıumlu tutulabileceklerinin belirtilmesi, harcama yetkililerinin yapılan harcamanın mevzuata uygunluğundan sorumlu tutulacaklarının ifade edilmesi, muhasebe yetkililerinin tahsil edilebilir hala gelmiş alacakları takip etmesi gerektiğinin ifade edilmesi yeniden değerlendirilmesi gereken konular olarak karşımıza çıkmaktadır. 

 

Mali Kılavuz Dergisi Sayı:38
www.malikilavuz.com
 

 

   

   
© H.Bayram ÇOLAK