Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

BİRDEN FAZLA DÜZENLENEN KAMU İHALE SÖZLEŞMELERİNDE DAMGA VERGİSİ UYGULAMASI *


Bilindiği üzere kamu idarelerinin ihtiyaç duydukları mal ve hizmet ile yapım işlerini karşılamaları yöntemi ihale yapmaktır. İhale, işin istekliler arası seçilecek birisi üzerine bırakıldığını gösteren ve ihale yetkilisinin imzasını müteakip sözleşmenin imzalanması ile tamamlanan işlemleri  ifade etmektedir.  Tanımdan da anlaşılacağı üzere ihale suretiyle satın alınmasına veya yaptırılmasına karar verilen alım ve işler için muhakkak surette sözleşme düzenlenmesi gerekmektedir. 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 46 ncı maddesine göre, yapılan bütün ihalelerin bir sözleşmeye bağlanması ve ihale dokümanlarında aksi belirtilmediği sürece   sözleşmelerin notere tescil ettirilmesine gerek bulunmamaktadır. Ancak sözleşmelerin gerek tarafların kendi aralarında imza edilmesi gerekse de noter kanalıyla yapılması hali, düzenlenen sözleşmelerin 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli I sayılı Tablonun 1-A/1 maddesine göre %07.5 oranında damga vergisine tabi tutulmasına engel değildir.  

Uygulamada kargaşa, birden fazla düzenlenen sözleşmelerden, asıl sözleşmeden sonra düzenlenen sözleşmelerin  damga vergisine tabi olup olmayacağı,  daha açık bir ifadeyle nüsha suret ayrımı noktasında olmaktadır.

SÖZLEŞMELERİN DAMGA VERGİSİNE TABİ OLMASININ ŞARTLARI

Yukarıda belirtilen sorunun çözümü için öncelikle damga vergisinin konusu olan kağıtların taşımaları  gereken hususların tespit edilmesi ile işe başlamak gerekmektedir. Konuyla ilgili olarak 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde; “Bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtlar Damga Vergisine tabidir.
Bu kanundaki kağıtlar terimi, yazılıp imzalamak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan (Değişik: 5228/59-4/a md.) (Yürürlük: 31.7.2004) belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade eder.
Yabancı memleketlerle Türkiye`deki yabancı elçilik ve konsolosluklarda düzenlenen kağıtlar, Türkiye`de resmi dairelere ibraz edildiği, üzerine devir veya ciro işlemleri yürütüldüğü veya herhangi bir suretle hükümlerinden faydalanıldığı takdirde vergiye tabi tutulur. “

5 inci maddesinde ise “Bir nüshadan fazla olarak düzenlenen kağıtların her nüshası ayrı ayrı aynı miktar veya nispette Damga Vergisine tabidir. Şu kadar ki, poliçe ve emre yazılı ticari senetlerin yalnız tedavüle çıkarılan nüshaları vergiye tabi tutulur.” hükümleri yer almaktadır. Anılan madde hükümleri özellikle 1 inci madde hükmü incelendiğinde, bir kağıdın damga vergisine tabi olması ve vergileme için taşıması gereken hususları aşağıda belirtildiği şekilde özetlemek mümkündür.

1- Yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret taşımak üzere düzenlenmiş bulunan kağıtların belli bir hususu ispat etmesi veya tevsik etmesi gerekir. Kural olarak belli bir hususu ispat etmeyen kağıtlar damga vergisinin konusuna girmez.

2- Kağıtların belli bir hususu ispat etmesi dışında ayrıca tek tek ibraz edilebilir nitelikte , delil olarak kullanılabilecek niteliğe haiz olması gerekir. Daha açık bir ifadeyle müstakilen ibraz edilebilir nitelikte olmayan, ayrı kişi ve birimler arasında delil olarak kullanılmayan  kağıtlar damga vergisine konu olamazlar.

Dolayısıyla problem hangi tür kağıtların ibraz edilebilir nitelikte olup olmadığı noktasında odaklanmaktadır. Bu aşamada da öne çıkan kavram nüsha suret ayrımıdır.

Nüsha aynı hüküm ve kuvvete haiz olmak üzere düzenlenen kağıtlardan herbiridir. Nüsha aslındaki ibarelerin ve imzaların aynısını ihtiva eden diğer kağıtlardır.  Suret ise bir kağıdın usulüne uygun çıkarılmış örneğidir. Suret aslında bulunan ibarelerin aynını taşıyan, aslında bulunan imzaları taşımayıp aslına uygunluğunu onaylayanın imzasını veya kaşesini ihtiva eden diğer  kağıtlardır.

Nüshaların ayrı ayrı damga vergisine tabi tutulmasının nedeni her nüshanın herhangi bir hususu isbat veya belli etmek için müstakilen ibraz edilebilecek belge olmasındandır. Örneğin kira sözleşmelerinde kiracı ve kiralayanda bulunan kira kontratları gibi. Nüshaların vergilendirilmesinde, kağıtların düzenlenme amacı ya da muhatap sayısının bir önemi bulunmamaktadır. Her bir nüsha Kanunun amir hükmü gereğince ayrı ayrı vergilendirilmelidir. Damga vergisi açısından bir kağıdın nüsha olarak vergiye tabi tutulması için, bu kağıdın aslı ile aynı hüküm ve kuvvete haiz olması gerekmektedir. Tarafların imzalarını içeren kağıtların birden fazla olması  bunların nüsha olarak vergilendirilmesini ortaya çıkarır.

Oysa nüsha dışında kalan ve uygulamada belli bir hususu ispat için düzenlenmiş olmakla birlikte tamamen dahili işlemlerde kullanılan ve suret niteliğinde bulunan kağıtların ise dahili işlemlerde kullanılması nedeniyle damga vergisine tabi tutulmaması gerekmektedir.  Suret, ilgili kağıdın usulüne uygun olarak çıkarılmış örneğidir ve ilgili imzalar kağıt üzerinde bulunmamaktadır.
Dolayısıyla damga vergisi uygulamasında, aslındaki ibarelerin ve imzaların aynısını ihtiva eden, aslı ile aynı hüküm ve kuvvete sahip kağıtları ifade eden nüshaların her birinin, müstakilen ve aynı zamanda farklı mekanlarda ibraz edilebilir mahiyette bulunduğundan bu mahiyette  bir nüshadan fazla düzenlenen kağıtların her bir nüshanın 488 sayılı Kanunun 5 inci maddesi hükmü gereğince ayrı ayrı miktar ve nispette damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir.
SONUÇ

Damga vergisi uygulamasında asıl önemli olan husus düzenlenen kağıtların belli bir hususu ispat edici nitelikte olmasından ziyade anılan mahiyetteki kağıtların ibraz edilebilecek niteliğe de sahip olmalarıdır. Bu çerçevede yazılıp imzalanmış ve belli bir husus ispat etmiş olan kağıtların ilgili kurumların kağıtlarına esas teşkil etmek ve dahili işlemlerde kulanılacak nitelikte olmaları, diğer ifadeyle ibraz edilebilir nitelikte olmamaları halinde nüsha  gibi değerlendirilmemesi ve damga vergisine konu edilmemeleri gerekmektedir.

Bunun dışında damga vergisinin konusunu teşkil eden, asıl ya da nüsha ayrımı yapılmaksızın, yazılıp  imzalanmak  suretiyle  düzenlenen ve  herhangi  bir  hususu  ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı belgelerin ise her bir nüshasının, 488 sayılı Kanunun 5 inci maddesi hükmü gereğince ayrı ayrı aynı miktar ve nispette olmak üzere damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

Bu çerçevede idareler ile yükleniciler arasında imzalanan kamu ihale sözleşmelerindeki damga vergisi uygulamalarını da, yukarıda yer alan açıklamalar doğrultusunda değerlendirmek tartışmalara son verecektir Ancak özellikle yükleniciler açısından ortada mali bir külfet doğacağından dolayı, asıl sözleşme dışında düzenlenen diğer sözleşmelerin nüsha mı suret mi olacağı yönündeki tartışmanın da kolaylıkla bitmeyeceğinin farkında olmak gerekmektedir.

 

 

* Yaklaşım Dergisinin Nisan-2008 sayısında yayımlanmıştır. http://www.yaklasim.com
 

 

 

 

 

   

   
© H.Bayram ÇOLAK