Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

KAMU BANKALARININ ÖZELLEŞTİRİLMESİYLE KAMU HAZNEDARLIĞI UYGULAMASI SON BULACAK *
 



 GİRİŞ

 Genel ve katma bütçeli idarelere hizmet veren saymanlıklar dışında geniş anlamda Devlete ait nakitlerin değerlendirilmesi, özellikle ülkemiz gibi nakdi değerlerin ekonomik olarak önem kazandığı dönemlerde çokça tartışma konusu olmuştur. Bu noktada Devlet  tanımı içerisinde yer alan kurum ve kuruluşların hükmettiği kaynakların tutar olarak yüksekliği bu konudaki tartışmaları da alevlendirmektedir. Dolayısıyla kamuya ait paraların bankalarda değerlendirilmesindeki esas ve usullerin tespiti ile kamu mevduatlarının değerlendirilmesinde söz sahibi olan kamu bankaları önem kazanmaktadır.


Diğer taraftan son zamanlarda uluslar arası kuruluşlardan kredi temin etmenin ön şartları arasında, kamu bankalarının kamu mülkiyetinden çıkartılarak özelleştirilmesinden de sıkça bahsedilmektedir. Özellikle  IMF yetkilileri tarafından  kamu bankalarının maliyetsiz kaynaklar üzerinden kar ederek serbest piyasa ekonomisine aykırı davrandıkları, bu yüzden de kamu mevduatlarının kamu bankaları dışında özel bankalarda da değerlendirilmesi gerektiği yönündeki eleştirileri gündeme getirilmektedir. IMF ile yürütülen  stand-by düzenlemelerinin  yapısal kriterlerinden olan kamu bankalarının özelleştirmesi ile kamu bankalarının ayrıcalık ve yükümlülüklerinin aşamalı olarak kaldırılması hedeflenmektedir.
 Dolayısıyla kamu bankalarının varlığını sürdürdüğü sürece bağlı olarak anlam ifade eden kamu haznedarlığı uygulaması, uygulama kapsamında mevduatların değerlendirildiği kamu bankalarının özelleştirilmesiyle tabiri caizse anlamını yitirecektir.
Yazıda öncelikle kamu kurum ve kuruluşların halihazırda kaynaklarını değerlendirirken dikkat etmeleri gereken hususlara ana hatları itibariyle bakılacak, ilerleyen  bölümlerde ise kamu haznedarlığı uygulamasında vazgeçilmez aktör olan kamu bankalarının özelleştirilmelerinin sağlanması halinde kamuya ait paraların değerlendirilmesindeki durum irdelenecektir.

HALİHAZIRDAKİ UYGULAMANIN GENEL ESASLARI

Bu konuda genel bütçeli kuruluşlara hizmet veren saymanlıklarda  nakitlerin değerlendirilmesi hususunda herhangi bir problemin varlığından söz etmek mümkün değildir. Şöyle ki belirtilen saymanlıklarda tek hazine hesabı sisteminin  uygulanması nedeniyle, saymanlıkların değerlendirmesi gereken nakitten bahsetmek  teknik olarak söz konusu olmamaktadır. Tek hazine hesabı sistemine dahil saymanlıklar, genelde ödemelerini banka hesaplarında para olup olmadığına bakmaksızın gerçekleştirmektedirler. Bu nedenle sistemi uygulayan saymanlıkların banka hesapları hesaplaşmanın yapıldığı haftalık dönemin sonunda negatif (kırmızı) bakiye bile vermektedir.

Genel bütçeli kuruluşlara hizmet veren saymanlıklar dışında katma bütçe olarak tanımlanan giderlerini kendi özel gelirleriyle karşılayan ve genel bütçe dışında idare edilen kuruluşlara hizmet veren saymalıklarda da genelde bankalarda değerlendirilmesi gereken nakitten bahsetmek mümkün değildir. Bu tür kuruluşlara hizmet veren saymanlıklarda, ödemeler gerçekleştirilirken nakit fazlasının sağlanması bir tarafa genelde nakit problemi yaşanmaktadır. Dolayısıyla bu tür kuruluşlar için de bankalarda değerlendirilmesi gereken nakitten bahsetmek pek mümkün gözükmemektedir.
Genel ve katma bütçeli kuruluşlar dışında yer alan özellikle gelir kaynakları büyük boyutlarda olan  ve Devlet kavramı içerisinde yer alan fon,kurul,üst kurul ve benzeri  kuruluşların nakit fazlalarından bahsetmek ise olasıdır. Bu tür kuruluşlar ister istemez kasalarında muhafaza edemedikleri paraları bankalarda saklamak veya değerlendirmek zorundadırlar.
Kamu kurum ve kuruluşların  nakitlerini diğer bir ifadeyle hesaplarını değerlendirebilecekleri bankalar ile banka hesaplarındaki tutarların  değerlendirmelerindeki esas ve usuller uygulamada kamu haznedarlığı olarak ifade edilmektedir.

YASAL DÜZENLEME

Kamu haznedarlığı ile ilgili düzenleme son olarak  5234 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun   ile  yapılmıştır. Anılan Kanunun 31 inci maddesinde “Genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar, özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bu maddede sayılanların bağlı ortaklıkları, müessese ve işletmeleri ile birlikleri (kamu bankaları, mazbut vakıflar, özel kanunla kurulmuş kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları ile kefalet ve yardımlaşma sandıkları hariç) kendi bütçeleri veya tasarrufları altında bulunan bütün kaynaklarını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası veya muhabiri olan Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası nezdinde kendi adlarına açtıracakları Türk Lirası cinsinden hesaplarda toplarlar.
Bu kurumlar tahakkuk etmiş tüm ödemelerini bu hesaplardan yaparlar.


Kamu kaynaklarının bu madde hükmüne aykırı şekilde değerlendirilmesinden elde edilen nemalar genel bütçeye gelir kaydedilir.
İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının yetkilileri ile saymanlar, yukarıda bahsi geçen hükümlerin yerine getirilmesinden şahsen ve müteselsilen sorumludurlar.
Haznedarlıkla ilgili yukarıdaki fıkraların uygulanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemeye, kaynaklar, kurumlar ve bankalar itibarıyla istisnalar getirmeye, Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan ve Maliye Bakanının müşterek teklifi üzerine Başbakan yetkilidir.
Diğer kanunların bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.
hükümleri yer almaktadır.
Anılan yasal düzenlemeden önce, kamu haznedarlığının uygulamasına ilişkin esas ve usullerle ilgili olarak yılı Bütçe Kanunlarına hüküm konulmuş, fakat haznedarlıkla ilgili düzenlemelerin bütçeyi ilgilendirmediği gerekçesiyle Anayasaya aykırılığı gündeme gelmiş    ve ilgili hükümlerin  iptali ile  karşı karşıya kalınmıştır. Belirtilen olumsuzluğu bertaraf etmek için haznedarlıkla ilgili düzenlemenin Bütçe Kanunlarına konulması uygulamasından vazgeçilerek, çerçeve yasa olarak bilinen ve yukarıda bahsedilen 5234 sayılı Yasa içerisine konulmuştur.
5234 sayılı Yasa ile, kapsam dahilindeki kamu kurum ve kuruluşlarının kendi bütçeleri veya tasarrufları altında bulunan bütün kaynaklarını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası veya muhabiri olan Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası nezdinde kendi adlarına açtıracakları Türk Lirası cinsinden hesaplarda toplamaları esası getirilmiş, haznedarlıkla ilgili  esas ve usulleri belirlemeye, kaynaklar, kurumlar ve bankalar itibarıyla istisnalar getirmeye, Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan ve Maliye Bakanının müşterek teklifi üzerine Başbakan yetkili kılınmıştır. Anılan yetki, Kanunun yayımından sonra Başbakanlık Makamı tarafından kullanılmış ve kamu haznedarlığı ile ilgili esas ve usuller belirlenmiştir.
 
 HAZNEDARLIĞININ KAPSAMI

1-Kapsam Dahilinde Olan Kamu Kurum ve Kuruluşları
Yasal düzenlemeye göre aşağıda sayılan kamu kurum ve kuruluşları kendi bütçeleri veya tasarrufları altında bulunan bütün kaynaklarını belirlenmiş olan kamu bankaları nezdinde kendi adlarına açtıracakları Türk Lirası cinsinden hesaplarda toplamak   zorundadırlar:
- Genel bütçeye dahil daireler
- Katma bütçeli idareler
- Döner sermayeler,
- Fonlar,
- Belediyeler,
- İl özel idareleri,
- Sosyal güvenlik kurumları,
- Bütçeden yardım alan kuruluşlar,
- Özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri
- Yukarıda sayılan kuruluşların bağlı ortaklıkları, müessese ve işletmeleri ile birlikleri
2-  Kapsam Dışında Olan Kuruluşlar
Anılan Yasa hükümlerine göre,
-Kamu bankaları,
-Mazbut vakıflar,
-Özel kanunla kurulmuş kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları
-Kefalet ve yardımlaşma sandıkları  
kendi bütçeleri veya tasarrufları altında bulunan bütün kaynaklarını yukarıda belirtilen kamu bankalarında toplamak zorunda değildirler.

3-Kamu Haznedarlığı Genel Tebliğiyle Getirilen Esas ve Yenilikler
5234 sayılı Kanunun yayımından sonra kamu haznedarlığı ile ilgili maddenin Başbakanlık Makamına verdiği yetkiye istinaden haznedarlıkla ilgili esas ve usuller belirlenmiş ve söz konusu hususlar  Maliye Bakanlığı ve Hazinenin bağlı olduğu Devlet Bakanlığı tarafından 2004/1 sayılı Genel Tebliğ  ile duyurulmuştur.Anılan Genel Tebliğ hükümlerine göre getirilen düzenlemeleri ana başlıklar halinde aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür:
1-Hesap Açtırılacak Kamu Bankaları
Düzenleme ile kapsam dahilindeki kamu kurum ve kuruluşlarının nakitlerini daha önceki düzenlemeden farklı olarak Merkez Bankası ve Ziraat Bankası dışında Vakıflar Bankası ve Halk Bankasında da açtırabilmelerine imkan verilmiştir.
Ancak genel ve katma bütçeli daire ve idarelerin saymanlıklarına ait nakitler (afet nedeniyle toplanan nakdi bağış ve yardımların bulunduğu saymanlık hesapları hariç) T.C. Merkez Bankası veya T.C. Ziraat Bankasında açtırılacak Türk Lirası cinsinden vadesiz hesaplarda toplanmaya devam edilecektir. Genel ve katma bütçeli daire ve idarelerin saymanlıklarına ait nakitlerin sadece Merkez Bankası ve Ziraat Bankasında  değerlendirilmesi, bu tür kuruluşların genel bütçeli idarelere hizmet veren saymanlıklar arasında uygulanan tek hazine hesabı sistemi ile katma bütçeli  kuruluşların atıl olarak tutabilecekleri nakitlerinin olmamasından kaynaklanmaktadır. İstisnalar dışında genel bütçeli kuruluşlara hizmet veren saymanlıklar ödemelerini banka hesaplarında nakit olup olmadığına bakmaksızın gerçekleştirmekte ve haftalık dönemler itibariyle meydana gelen nakit ihtiyacı ve nakit fazlası işlemleri Hazineden getirtilmekte veya Hazineye gönderilmekte,bütün bu işlemlere ait bankacılık hizmetleri de Ziraat Bankası aracılığıyla yerine getirilmektedir. Bunun dışında genel bütçeli kuruluşlar dışında yer alan katma bütçelerde, nakit fazlasından söz etmek neredeyse imkansız olduğundan   ödemelerini Hazineden aldıkları yardımlarla devam ettirmektedirler.
Bunun dışında afet nedeniyle toplanan nakdi bağış ve yardımların da genel bütçeli saymanlıklarda özel gelir olarak tahsil edilmesi, tahsil edilen tutarların tamamen üçüncü şahısların yapmış oldukları tutarlardan oluşması nedeniyle bu amaçla toplanan kaynakların da genel bütçe  ile katma bütçeli idarelere hizmet veren saymanlık hesapları dışında diğer kapsam dahilindeki kuruluşlar gibi dört kamu bankasında vadesiz hesaplar dışında da değerlendirmesi mümkündür.

2-Nakitlerin Değerlendirilmesi
Getirilen düzenleme ile genel ve katma bütçeli kuruluşlara hizmet veren saymanlıklar hariç kapsam dahilinde bulunan kurum ve kuruluşlar atıl bulunan nakitlerini ödemelerini aksatmamak kaydıyla belirtilen kamu bankalarında vadeli hesap açtırmak veya Devlet İç Borçlanma senetleri almak suretiyle   değerlendirebileceklerdir. Aksine bir düzenlenme bulunmadığı sürece ve ihale öncesinde bildirilmesi kaydıyla Hazine Müsteşarlığınca uygun görülen miktarlarda ve ihale sistemine göre ihalede oluşan veya ortalama fiyattan ihaleye katılabilecekler, (rekabetçi olmayan teklif verebilecekler), Hazinece uygun görülmesi halinde doğrudan satış yöntemi ile Devlet İç Borçlanma Senedi satın alabileceklerdir. Ancak, söz konusu paraların vadeli hesaplarda tutulmasından veya Devlet İç Borçlanma Senedi satın alınmasından dolayı ödemelerin aksatılması durumunda ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının yetkilileri sorumlu olacaklardır.
Belirtilen bankalarda açılacak vadeli hesapların vadeleri, faiz oranları ve türleri söz konusu kurum ve kuruluşlar ile bankalar arasında, mevcut bankacılık sistemi çerçevesinde belirlenecektir.


3-Diğer Bankalardan Bankacılık Hizmeti Satın Alınması
Kamu kurum ve kuruluşları, özel kanunların verdiği izne dayanılarak veya uygulamadan doğan zorunluluklar nedeniyle diğer bankalardan bankacılık hizmeti alabilecek, ancak bu kurum, kurul ve kuruluş adına yapılan tahsilat en geç yedi gün içinde belirtilen kamu bankalarına aktarılacaktır

4-Döviz Tevdiat Hesabı Açtırılması
Döviz ödemesi ve yükümlülüğü bulunmayan kuruluşlar hiçbir şekilde döviz tevdiat hesabı açtırmayacaktır. Ancak, döviz ödemesi veya yükümlülüğü bulunan kuruluşlar bu işlemlerle sınırlı olmak kaydıyla döviz tevdiat hesabı açtırabilecektir.

KAMU BANKALARININ ÖZELLEŞTİRİLMESİNİN KAMU HAZNEDARLIĞINA GETİRECEKLERİ

Yukarıdaki bölümlerde de bahsedildiği üzere  kamu haznedarlığı en genel ve bilinen anlamıyla,  kamuya ait paraların kamu bankalarında muhafaza edilmesini ve değerlendirilmesini belirtmektedir. Haznedarlık uygulaması kamu bankalarının varlığı halinde anlam ifade etmektedir.Yukarıda geniş olarak anlatıldığı şekliyle halihazırdaki uygulamanın eksik yönleri veya tatmin edici bir uygulama olup olmadığı tartışıla bilinir. Ancak kamu mevduatlarının değerlendirildiği kamu bankalarının özellikle ülkemiz gibi ekonomik kırılganlıkları yüksek olan ülkelerde uluslar arası mali kuruluşlardan kredi temin etmek gibi saiklerle kamunun mülkiyetinden çıkartılması, ekonomiye getirecekleri dikkatlice etüt edildikten sonra gerçekleştirilmesi gereken özelleştirme uygulamalarıdır. Ancak sonucu ne olursa olsun  özellikle, özel statüdeki bankaların baskısı ile  IMF e verilen taahhütler içerisinde yer alan kamu bankalarının özelleştirilmesi ile haznedarlık uygulaması  son bulacak, bu çerçevede Kamu Haznedarlığı  kapsamında olan kamu kurum ve kuruluşların   tasarruflarını kamu bankalarında değerlendirme zorunluluğu ortadan kalkmış olacaktır.


SONUÇ
Devlet tanımı içerisinde yer alan kamu kurum ve kuruluşlarının sahip oldukları nakdi değerleri bankalarda değerlendir(ebil)meleri ile ilgili olarak 2004/1 sayılı Genel Tebliğ ile yapılan  düzenleme, önceki yıllarda yapılanların önünde bir düzenleme olarak uygulamaya girmiştir. Daha önceleri sadece Merkez Bankası ve Ziraat Bankası ile sınırlandırılan uygulama, Vakıflar ve Halk Bankasının da sistem içerisine alınması suretiyle genişletilmiş, ilave olarak bu tür bankalarda istisnalar dışında atıl olarak bekleyen nakitlerin sorumluluk yöneticilerinde ait olmak üzere vadeli hesaplarda veya Devlet İç Borçlanma Senedi almak suretiyle değerlendirilmelerine de imkan tanınmıştır.


Ancak son zamanlarda sıkça gündeme getirilen  ve neredeyse mutabık kalınan kamu haznedarlığı uygulamasının kaldırılacağı yönündeki  görüşler, mevcut uygulamanın getirdiklerini tabiri caizse tümden kaldıracaktır. Dolayısıyla halihazırda kurumların Haznedarlık kapsamına girip girmediği veya özel bankalarda hesap açtırılıp açtırılmayacağı tartışmaları da sona ermiş olacaktır. Bu noktada kamu bankalarındaki kamuya ait paraların gerekli etki analizlerinden sonra tedrici olarak belli bir plan dahilinde haznedarlık kapsamı dışına çıkartılması  önem kazanmaktadır.
 

 

 

* E-Yaklaşım / Ekim 2005 / Sayı: 27

http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/2005107099.htm

 

 

 

   

   
© H.Bayram ÇOLAK